REMZİ'DE ÇOK SATANLAR

04-10 Mayıs 2026
TÜRKÇE
İNGİLİZCE
2025
TÜRKÇE
  1. Annem Şefika

    Nuriye Ortaylı

      (Kronik Kitap)
  2. Kız Neşesi

    Buket Uzuner

      (Everest Yayınları)
  3. Sandima Tableti

    Cem Kozlu

      (Remzi Kitabevi)
  4. Botter Apartmanı

    Ayşe Övür

      (Remzi Kitabevi)
  5. Gece Yarısı Kütüphanesi

    Matt Haig

      (Domingo Yayınları)
  6. Radley Ailesi

    Matt Haig

      (Domingo Yayınları)
  7. Markiz’deki Kadın

    Ayşe Övür

      (Remzi Kitabevi)
  1. Clear Thinking

    Shane Parrish

      (Random House)
  2. The Housemaid

    Freida McFadden

      (Little Brown)
  3. Normal People

    Sally Rooney

      (Faber & Faber)
  4. The Alchemist

    Paulo Coelho

      (HarperCollins)
  1. Markiz’deki Kadın

    Ayşe Övür

      (Remzi Kitabevi)
  2. Bekle Beni

    Zülfü Livaneli

      (Can Yayınları)
  3. Sarı Yüz

    R. F. Kuang

      (İthaki Yayınları)
  4. Günübirlik Hayatlar

    Irvin D. Yalom

      (Pegasus Yayınları)
  5. Engereğin Gözü

    Zülfü Livaneli

      (İnkılâp Kitabevi)
  6. Gece Yarısı Kütüphanesi

    Matt Haig

      (Domingo Yayınları)
  7. Botter Apartmanı

    Ayşe Övür

      (Remzi Kitabevi)
  8. Akan Nehir Gibi

    Paulo Coelho

      (Can Yayınları)
  9. Edebi ve Edepsiz Beyoğlu

    Umur Talu

      (Literatür Yayınları)
  10. Alaycı Kuş

    Banu Avar

      (Remzi Kitabevi)
  11. Çiçeklenmeler

    Melisa Kesmez

      (İletişim Yayınları)
İyi bir kitap hakiki bir hazinedir.

John Milton
Üç Kutuplu Türkiye
ISBN: 978-625-96613-0-8
Sayfa Sayısı: 329
Ebat: 135 x 195 mm

Üç Kutuplu Türkiye

Zülfü Livaneli



“Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin derin bir kutuplaşma yaşadığı ve duygusal olarak üçe bölündüğü açıkça görülmektedir. Bu durumun taşıdığı temel tehlike, ekonomi politikaları, dış politika ve kültür gibi modern siyaset alanlarında farklılaşabilecek iki yapının (sağ ve sol) yerini, binlerce yıla dayanan dini, etnik ve milliyetçi ayrımların almasıdır. Bu tür ayrışmalar, ülkenin bütünlüğünü tehdit ederek potansiyel bir bölünmeye yol açabilir. Bizler, ülkenin bölünmesine karşı çıkarak, Türkiye’de yaşayan her kesimin insan haklarına uygun şekilde birinci sınıf yurttaş muamelesi görmesini, yargının herkese eşit uygulanmasını ve kültürel haklarının tanınarak diline ve kültürüne saygı duyulmasını savunduk. Zamanında ‘bölücülük’ olarak nitelendirilen ve suçlandığımız bu yaklaşım, aslında demokratik, daha bütünleşmiş, çağdaş, gelişmiş ve herkesin refahına yönelik bir Türkiye inşa etme çabasıydı. Son dönemlerde Türkiye üç kutbu bir araya getirmenin formülleri ile çalkalanıyor. Ama bu geçmişe göre daha zor ve karmaşık yollardan geçmeyi gerektiriyor. Hâlbuki iş hiç bu noktalara gelmeyebilirdi.”