|
Ayşe Aydın’ın kitabını okurken yakın bir arkadaşım beni karşısına almış da tüm yaşadıklarını bir bir anlatıyor gibi hissettim. Röportaj için aradığımda, sesini duyduğum da da aynı his devam ediyordu. Bunun nedeni Ayşe Aydın’ın kitabı tüm samimiyetiyle kaleme almış olması. Ne yaşadıysa dökmüş ortaya Aydın; korkularını, heyecanlarını, sevinçlerini, kaygılarını... Aslında tüm anne adaylarının hissettiklerine tercüman olmuş. Bu süreçten geçmiş olanların kendilerini bulacakları, yolun başında olanların ise kendilerini yaşanacaklara hazırlamalarını sağlayacak bir kitap “Anneee! Anne Oluyorum!”.
Irmak Zileli: Kitabınızda hem tüp bebek sürecini hem de sonrasını, hamileliğin başlangıcından doğuma kadar yaşadıklarınızı anlatıyorsunuz. Tüp bebek bu uygulamayı yapmak zorunda olanlara sesleniyor ama hamilelik herkesi kapsıyor. Kitabı yazma kararını verişinizde hangisi daha belirleyici oldu?
Ayşe Aydın: İkisi de rol oynadı. Reklamcı olduğum için pazarlama kafası da çalışıyor bende ister istemez. Gazetede yazmaya başladıktan sonra kararımı vermiştim zaten; tüp bebek üzerine mutlaka bir şey yazmalıyım diyordum. Çünkü bu konuda doğru düzgün kaynak yok. “Yok” olduğunu bilmek beni teşvik etti. Doktorların yazdığı hikâyeler var evet ama yaşamış bir insanın yazdığı bir hikâye yok. Bir diğer “yok” olan şey ikiz hamileliği hakkında kaynak. İkiz hamileliği de özellikle tüp bebek uygulamalarından sonra arttı. Rakamsal veriler kitapta da var. Bu ikisini yazarsam tutar diye de düşündüm. Bütün bunlarla beraber insanlara faydalı olmak ve böyle sürükleyici bir hikâyenin içerisinde bilgileri aktarmak istedim. Dizini de özellikle koydum kitabın arkasına, çünkü insanlar okurken bilgi aldıklarını fark etmiyorlar. Herhangi bir hamilelik durumunda kitabın arkasından bu bilgilere ulaşmak da mümkün olacak böylece.
Irmak Zileli: Kitabın adı “Anneee! Anne Oluyorum!” ama aslında yalnızca anne adaylarına seslenmiyorsunuz. Önsözde de belirtiyorsunuz, baba adaylarının da okumasını öneriyorsunuz...
Ayşe Aydın: Çocuk yapmaya karar vermek insanın hayatında çok önemli bir dönüm noktası. Hormonal bir şey de aynı zamanda. Belli bir yaştan sonra bütün kadınlarda bu oluyor. Benim sokakta çocuk severken ağlayan arkadaşlarım var, çocuk hasretinden... Ama tabii çocuk için ideal bir baba adayı da gerekiyor. Bu kitabı baba adaylarının da okuması gerektiğini düşünüyorum o yüzden. Erkeklerin çocuğun bakımında ve hamilelik sürecinde yardımcı olma konusunda istekli olması çok önemli. Zaten bedensel olarak kadının üzerinde çok fazla yük var, erkeklerin de yapabilecekleri şeyleri yapıyor olmaları çok önem taşıyor. Bir sürü arkadaşım kitabı okuduktan sonra, “Bundan sonra kocana başka gözle bakacağım haberin olsun!” diye şaka yaptı bana. Çünkü bizim ataerkil yapımız bunu söyletiyor insanlara. Bir arkadaşım mesela, 8 aylık hamileyken 20 kişiyi mangala çağırdı, gece 2’ye kadar tencere yıkadım diye anlatıyor. Erkekler bunu düşünemiyor demek ki. Erkeklerin de kitabı okuması ve eşlerine nasıl destek olabileceklerini öğrenmesi bu nedenle önemli.
|